Takip Et

Makale

Devrimci Propaganda ve Ajitasyon Üzerine

Çok geriye gitmeden Gezi İsyanı’ndan önce önemsenmeyen ya da yeterince görünmeyen sosyal medya, Gezi İsyanı’nda ve sonrasında önemli bir kitle örgütleme ve ajitasyon ve propaganda aracı olarak kullanılmıştır ve hala kullanılmaktadır.

Ajitasyon kaba tabir ile körükleme, insanın duygu ve zihin dünyasında sarsıntı yapma anlamlarına gelmektedir. Hem isim hem de mecaz olarak kullanılabilir. Bu kaba anlamı yani sıra ajitasyon; halk kitlelerini belirli siyasi görüşlere dahil etme araçlarından sadece birisidir. Kitleleri çeşitli eylemleri yapmaya iten, akılda kalabilen ve etkili olan fikir ve sloganların yayılmasını da içerir.

Propaganda sözcüğü Latince de “yayılacak şeyler” anlamına geliyor. Geniş ve genel içeriğiyle ele alındığında, propaganda, toplumun ya da belirli bir insan kümesinin tutum ve davranışlarını belirlemek ve istenen doğrultuda yönlendirmek amacıyla seçilmiş fikir ve savları sistemli bir çaba ve sözlü-yazılı araçlar kullanımıyla yayan etkinlikleri kapsıyor. Propaganda, dini inançların yayılmasından siyasi düşüncelerin kitlelere taşınmasına, psikolojik savaş yöntemlerinden reklamcılık tekniklerine dek geniş bir yelpaze oluşturuyor. Ajitasyon sözcüğü ise, konumuzu ilgilendiren yönüyle sınırlandırarak ifade edecek olursak, uyandırma, uyarma, heyecanlandırma, harekete geçirme gibi anlamlar ifade ediyor.

Propaganda ve ajitasyon konusu devrimci mücadele açısından ele alındığında hiç kuşkusuz tamamen farklı bir içeriğe sahiptir. Devrimci mücadelenin vazgeçilmez parçalarını oluşturan propaganda ve ajitasyon faaliyeti, komünist öncünün örgütlenmelerinden kitle bilincinin dönüştürülmesine ve kitlenin harekete geçirilmesine kadar zengin ve farklı birçok yön taşır. Devrimci çalışmada propaganda ve ajitasyon konusu 19. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan Rus devrimci mücadelesi içinde yoğun biçimde gündeme getirilmiş ve ete kemiğe büründürülmüştür. Bu devrimci damar, işçi sınıfına kapitalizmden kurtuluş doğrultusunda yol gösteren içeriğiyle geçmişten günümüze sınıf mücadelesi alanında bu damar süregelmiştir.

Öncünün gelişip güçlenmesi, kitlelerin içinde kök salabilmesi, kitleleri devrime hazırlaması, onları yerinde ve zamanın da harekete geçirebilmesi için doğru bir propaganda ve ajitasyon politikasına sahip olunması gerekir. Bu aynı zamanda teori ile pratik-arasındaki ilişki, strateji ile taktik arasındaki diyalektik bağı iyi kavramayı ve bu temelde iyi bir taktisyen olmayı gerekli kılmaktadır. Daha basit bir anlatımla doğru bir propaganda-ajitasyon politikası tespit etmek ve uygulamak, devrimin alçalma ve yükselmelerine göre, devrimin niteliği ve devrimin stratejisi temelinde, kitlelere neyin ne zaman ve nasıl verileceğini iyi hesapla hareket etme becerisidir. Dolayısıyla bunu ancak doğru bir taktik önderlik başarıyla uygulayabilir.

Propagandacının genellikle yazı yazarak; ajitatörün ise hedef kitleye doğrudan hitap ederek görevini yerine getirmesinden de söz eden Lenin’in amacı, ayrıntıda ki farklılıklara işaret ederek görevlerin en iyi nasıl yerine getirilebileceğine açıklık getirmektir.

Propaganda faaliyetini salt yazılı olana indirgemeyecek denli engin ufku ve bilgi birikimiyle Lenin’in, sözel propagandanın olmayacağından söz etmiş olduğunu düşünmek sorunu anlamamak olur. Merkezi olanları başta olmak üzere yazılı propaganda araçlarının makale, kitap, broşür, dergi formlarıyla farklı biçimleri olduğu gibi, daha önce olmayan ve fakat günümüzde etkili kitle iletişim araçlarından biri olan televizyon ve radyo yayınları da içinde olmak üzere sözlü hitabet ve açıklamaları mümkün kılan gelişmelerle birlikte propaganda-ajitasyonun araç ve olanakları daha da artmıştır.

Doğru yöntem ve yaklaşımları açığa çıkarmalıyız!

Çok geriye gitmeden Gezi İsyanı’ndan önce önemsenmeyen ya da yeterince görünmeyen sosyal medya, Gezi İsyanı’nda ve sonrasında önemli bir kitle örgütleme ve ajitasyon ve propaganda aracı olarak kullanılmıştır ve hala kullanılmaktadır. Yine yerel yönetim çalışmalarında ki etkinlikler; mitingler, açılışlar, sosyal medyada yapılan propaganda, TV programları bunların belli başlılarıdır. En yaygın olarak kullanılan gazete, dergi, bildiri, afiş, sticker vb.; konser, seminer, panel, kitle toplantıları, müzik dinletileri, sokak tiyatroları vb. materyallere kadar olan araç ve yöntemleri kitle çalışmalarının olmazsa olmazlarıdır.

Ajitasyon propaganda günlük yaşamın dışında değil tam tersine her devrimci pratiğin içeresinde, kitle çalışmasının ve faaliyetin bir parçası, ta kendisidir. Ajitasyon propagandanın kaynağını oluşturan, onu besleyen ve şekillendiren kitlelerdir. Kitleleri de bu araçlar yoluyla bilinçlendiren, bilinç taşıyan, örgütleyen ise komünist partidir. Devrim ve sosyalizm davasını işçi ve emekçilerle buluşturmada oynadığı kilit rolden kaynaklı ajitasyon ve propaganda yürütecek kişi ve komünist partisine çok iş düşmektedir. Partinin bu ihtiyacına yanıt olabilmek için her yoldaş, iyi birer ajitatör ve propagandist olma noktasında çaba harcamalı, kendini her açıdan yenileyebilmelidir.

Geçmiş deneyimlerden öğrenmeliyiz!

Gerek Bolşevik parti tarihi gerekse ÇKP tarihindeki zengin deneyimler özel olarak incelemeli ve bunlardan bugün açısından sonuçlar çıkarabilmeliyiz. Bolşevik partisi propaganda-ajitasyon faaliyetlerine her dönem gereken önemi vermiş, ajitatör ve propagandistlerin eğitimine özel bir ilgi göstermiştir. “Parti eylemcisi kitlelere nasıl ulaşır?” sorusuna Kalinin şu yanıtı verir: “İlkin, yıllar boyunca süren kendi deneyimimden söz etmem gerekirse, derim ki, parti yöneticisi hiçbir zaman böbürlenmez ve asla kibirli biri değildir. Eğer siz, işçilerle ve sade parti üyeleriyle konuşurken, çalımlı bir ses tonuyla, önemsiz, belki de rasgele bir sözcükle, kendinizi onlardan daha akıllı saydığınızı, onlardan daha çok şey bildiğinizi sezdirirseniz, o zaman bitmişsiniz demektir…”

Yine Mao konuya ilişkin, “Propaganda yapmayı gerçekten isteyen komünistler, okurlarını dikkate almalı, makalelerini ya da sloganlarını kimlerin dinleyeceğini asla akıllarından çıkarmamalıdırlar. Aksi takdirde, bunları ne okuyan olur ne de dinleyen. Birçokları, yazdıkları ya da söyledikleri her şeyin herkes tarafından kolayca anlaşılabileceğini sanıyorlar, oysa durum hiç sandıkları gibi değildir” der.

Somut duruma birkaç vurgu!

Ajitasyon ve propagandanın en etkili yolu iş yapmaktır. Yapılacak işe öncülük etmek hem kitlelere güven verir hem de işin nasıl yapılacağına dair bir kriter oluşturulmasını sağlar.

Evvelâ sosyal medyanın ne olduğunu ve dolayısıyla ne olmadığını kısaca bakalım.

Aklımıza ilk Twitter, Facebook ve YouTube gibi web sitelerini getiren sosyal medya kavramı 2000’li yıllardan sonra girmiştir. Sosyal medyanın temel özelliği, internetin ilk dönemindeki gibi sadece tek yönlü bilgi paylaşımı yerine çift yönlü bilgi paylaşımına olanak tanımasıdır. Bu sayede kişi veya gruplar internet üzerinden birbirleriyle gerçek zamanlı olarak diyaloglara girebilmekte, veri ve bilgi paylaşabilmektedirler. İnternet ve akıllı telefon teknolojilerinin gelişmesi de sosyal medyayı gün geçtikçe daha etkin kılmakta ve yaygınlaştırmaktadır. Bu sayede insanlar ve/veya gruplar kendi ürettikleri içerikleri başka insan veya gruplarla paylaşabilmekte, yani radyo-televizyon-gazete gibi geleneksel medya araçlarında olduğunun aksine sadece izleyici pozisyonundan çıkarak bir anlamda kendi medyalarını oluşturma olanağına kavuşabilmektedirler.

Üretilen bir içeriğin (fotoğraf, video, yazılı bir metin vb.) sosyal medya üzerinden dolaşıma sokulması, geleneksel medya araçlarına nazaran çok daha basit, masrafsız ve en önemlisi de daha az sansüre tâbidir. Bireyler veya devrimci yapıların sosyal medya üzerinden yayın yapmaları için, diğerlerinde olduğu gibi, bir lisansa, izne veya yatırıma ihtiyaçları yoktur. Diğer medya araçlarına göre internet ortamının devlet veya hükümetler tarafından denetlenmesi ve kontrol altına alınması çok daha zor olduğu için, üretilen veya elde edilen içerikler çok daha serbest bir şekilde dolaşıma sokulabilmekte ve azımsanamayacak sayıda insana kolaylıkla ulaştırılabilmektedir.

Bugün bir yazının bir afişin, videonun etkileyici bir başlık veya sloganla hazırlanıp internet ortamında dolaşıma sokulması binler hatta on binlere ulaşarak devrimci propagandanın geniş kesimlere nasıl sirayet ettiği görülmüştür. Aslında, tüm olumlu yanlarına ve potansiyeline rağmen internet ve sosyal medya ciddi dezavantajları da içinde barındırmaktadır. Toplumsal ilişkilerin sanallaşması, yani insanla insan arasındaki direkt ilişkinin azalması sonucu bireylerin giderek asosyalleşmesi ve sosyal olandan, dolayısıyla da organik örgütlü ilişkiden uzaklaşmasına bir örnektir. Burada nirengi noktası, bu tür araçları kimin, ne için kullandığıdır. Marifet bu tür olanakları devrimci propagandanın hizmetine koşabilecek hünere ve örgütlü güce sahip olabilmektedir.

Makale konulu diğer haberler