Takip Et

Kadın

“Kadınların kazanılmış haklarına ve hayatlarına kastedenlerin yapacakları Anayasa’yı kabul etmiyoruz”

Başörtüsüne “anayasal güvence” sağlanmasını öngören anayasa değişikliğine ilişkin açıklama yapan Dersim Kadın Platformu, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuka aykırı şekilde çıkanlar, çocukları cinsel istismar ve sömürüden korumayı amaçlayan Lanzarote Sözleşmesi’ni hedef alanlar, kadınların kazanılmış haklarına ve hayatlarına kastedenler ve onların işbirlikçilerinin yapacakları Anayasa’yı kabul etmeyeceğiz” dedi.

Dersim Kadın Platformu, CHP’nin gündeme getirdiği AKP-MHP iktidarının anayasa ile güvence altına alınmasına dair meclise sunduğu başörtüsü düzenlemesine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Dersim Şubesi’nde yapılan açıklamayı Dersim Kadın Platformu adına Nurşad Yeşil okudu.

Başörtüsü hakkını temel bir insan hakkı olarak görüyor ve herhangi bir anayasal güvenceye ihtiyaç duyulmaksızın korunmasının zorunlu olduğunu düşündüklerini belirten Yeşil, “Türkiye’nin çoklu ve ağır bir krizle pençeleştiği, kadınların ve LGBTİ+ların hayatta kalma mücadelesi verdiği, kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve istismarın artarak devam ettiği, kadın cinayetlerinin katliama dönüştüğü bir süreçte, başörtüsü meselesinin gündeme taşınmasının siyasi bir anlam ve sonucu olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin ikinci yüz yılının nasıl şekilleneceğini belirleyecek olan seçim sürecinin başlamış olması ile eş zamanlı yapılan başörtü tartışmalarında meselenin haklar meselesi olmadığını da görmek gerektiğine dikkat çeken Yeşil, “İktidarıyla, muhalefetiyle kadın bedeni, giyimi kuşamı kadınların taleplerinden bağımsız olarak seçim sürecinin malzemesi haline getirilerek manipüle ediliyor. Anayasa’nın bizzat iktidar bloğu eliyle fiilen askıya alındığı, ülkenin anayasasızlık cenderesine sıkıştırıldığı, iktidar-hukuk ilişkisinin iç içe geçtiği bir dönemde, meclise sunulan anayasa değişikliğinin çok ciddi tehlikeler barındırdığının farkındayız” dedi.

İktidar bloğunun Anayasa’nın 24 ve 41. maddelerinde değişiklik öneren, anayasa teklifi hem Anayasa’ya hem de Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere de aykırı olduğunu söyleyen Yeşil, “24. maddede öngörülen değişiklik, başörtülü kadınlara ayrımcılığı önlemek iddiasıyla yapılmak istense de aslında kadınların nasıl giyineceğini, neresini nasıl örteceğini, başörtüsü kullanan kadınların nasıl başörtüsü takacağını belirliyor. Aynı zamanda, inanan ve inanmayan herkesin özgür yaşamasının güvencesi olan eşitlik ve laiklik ilkelerine, özgürlükçü yorumların önünü kesecek yeni bir sınır getirmiş oluyor. 24’üncü maddeye eklenen ikinci fıkra başörtüsü dışındaki kıyafeti sadece dini inanç gerekçesiyle serbest görüyor. Dini inanç dışındaki kıyafet tercihlerine ilişkin düzenleme yetkisini de kamu kurumlarına bırakıyor” dedi.

Yeşil, Anayasa’nın 41. maddesinde yapılmak istenen değişiklik teklifi ise AKP’nin, kadını yalnızca aile içinde ve erkeğin tahakkümü altında var eden, yaşamın bütün alanlarından kadını yok etmeyi hedefleyen, farklı cinsel yönelimleri yok sayarak, hedef haline getiren ideolojik yaklaşımının açık ifadesi olduğunu belirterek, “Bu değişiklik teklifiyle de aile tanımı yalnızca evlilik birliğine indirgenmekte, tek ebeveynli aile başta olmak üzere pek çok farklı aile biçimine dönük ayrımcılık yapılmaktadır. Değişiklik teklifinin gerekçesinde ifade edilen “sapkın akım”, “kutsallık”, “güçlü aile”, “insan tabiatına uygun birliktelik” gibi kavramlar evrensel insan haklarıyla açıkça çelişmesinin yanı sıra iktidarın kadınlara, LGBTİ+’lara ve toplumsal cinsiyet eşitliğine bakış açısını da bir kez daha ortaya koymaktadır. Bugün başını örten ya da örtmeyen milyonlarca kadının acil ihtiyacı; Meclisin ne giyeceği hakkında yapacağı Anayasa değişikliği değil, içine itildiği ekonomik çöküş ve yoksullaştırılmadan çıkış için somut ekonomik planlar, şiddetten etkin bir şekilde korunması için acil önlemler, bütünlüklü ve eşitlikçi politikalardır” ifadelerini kullandı.

“Kadınların kazanılmış haklarına ve hayatlarına kastedenlerin yapacakları Anayasa’yı kabul etmiyoruz”

Son olarak yasaları uygulamayan, failleri cezalandırmayan, başta Medeni Kanun ve Ceza Kanunu olmak üzere yasaların altını oyanlar, kadınlara ve kız çocuklarına karşı şiddeti ortadan kaldırmayı hedefleyen İstanbul Sözleşmesi’nden hukuka aykırı şekilde çıkanlar, çocukları cinsel istismar ve sömürüden korumayı amaçlayan Lanzarote Sözleşmesi’ni hedef alanlar, kadınların kazanılmış haklarına ve hayatlarına kastedenler ve onların işbirlikçilerinin yapacakları Anayasa’yı kabul etmeyeceklerini kaydeden Yeşil, “Temel hak ve özgürlükler referandum konusu yapılamaz, çoğunluk arkasına sığınılarak ortadan kaldırılamaz” dedi.

Kadın konulu diğer haberler