Takip Et

Makale

Raife Ekin Yazdı: Çocuk istismarı politiktir!

Çocuğu koruyan uluslararası sözleşmeleri uygulamayan, failleri aklayan, cezasızlık politikalarını uygulayan, evlilik yaşının 12’ye düşürülmesini isteyen Diyanet İşleri Başkanlığı, cemaatlerle iş birliği yapan Milli Eğitim Bakanlığı, tekçi, gerici ve cinsiyetçi temelde bir toplum inşasını hedefleyen siyasi iktidar çocuk yaşta evliliklerin ve istismarın suç ortağıdır.

Son zamanlarda bir kez daha tarikat ve cemaatlerle yeniden gündeme gelen çocuk istismarı karanlığını yazmadan önce çocuk istismarı nedir? sorusuna değinmekte fayda var.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre istismar üç şekilde inceleniyor. Duygusal istismar, fiziksel istismar ve cinsel istismar.

1. Duygusal istismar; Çocuğun ilgi ve sevgiden yoksun bırakılmasıdır. Çocuğun duygu ve düşüncelerinin ciddiye alınmaması, onunla alay edilmesi, aşağılanması ve kendini gerçekleştirebilecek etkinliklerden mahrum bırakılmasıdır. En yaygın istismar türü olan bilinir. Daha iyi anlaşılması için birkaç örnek vermekte fayda var. 

  • Çocuğun sahip olduğu özelliklerle alay edilmesi, (Sen anlamazsın vs.)
  • Çocuğun sürekli olarak korkutulması,
  • Çocuktan yaşı ve gücünün kaldıramayacağı taleplerde bulunulması gibi

2. Fiziksel istismar; Çocuğun sağlığına, beden bütünlüğüne ve gelişimine zarar veren davranışlardır. Yetişkinlerin çocukların görece güçsüzlüğünü kullanarak onlar üzerinde bilinçli şekilde fiziksel şiddet uygulamaları olarak tanımlanabilir.

  • Yüzüne ve ağız bölgesine bir araçla ya da doğrudan vurmak, yaralanmaya neden olmak
  • Gövdesine, kalçasına ya da bacaklarına bir araçla ya da doğrudan vurmak
  • Isırmak
  •  Tırnaklarını geçirmek fiziksel istismarın bazı örneklerindendir.

3. Cinsel istismar; Dünya Sağlık Örgütü’ne göre cinsel istismar çocuğun tam olarak anlayamadığı, onay vermesinin mümkün olamayacağı, gelişimsel olarak hazır olmadığı ya da toplumun yasalarına, sosyal normlarına aykırı olacak şekilde bir cinsel etkinliğe dâhil edilmesidir. Cinsel istismar bir çocukla bir yetişkin ya da kendisinden yaşça ve gelişimsel olarak büyük olan başka bir çocuk arasında gerçekleşen; sorumluluk, güven veya güç ilişkisini kullanarak istismarcının cinsel tatminine neden olan davranıştır.

Türkiye’de çocuk istismarının boyutlarının ne olduğu tam olarak bilinmemektedir. CHP’nin, 19 Kasım Dünya Çocuk İstismarını Önleme Günü ve 20 Kasım Çocuk Hakları Günü dolayısıyla hazırladığı 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü Raporu’na göre; 2022 yılının ilk 9 ayında 36 çocuk erkekler tarafından öldürüldü, 205 çocuk istismar edildi. 2021 yılında ise erkekler 34 çocuğu öldürdü, 208 kız ve erkek çocuğunun istismar edildiğini ortaya koymuştur. Tabii ki bu durum sadece bilinen tarafı. Açığa çıkmayan ve üstü örtülen istismar sayısı ise çok ciddi boyutlarda. Özellikle de kapalı yapılar içindeki istismar vakaları…

 İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın onursal başkanı Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı, babası tarafınsan 6 yaşındayken ‘evlendirildiğini’, çocukluğu boyunca istismara maruz bırakıldığını anlatarak şikâyetçi oldu. Bir kadının çocukluğu boyunca üstelik ‘ailesinin onayıyla’ istismara maruz bırakıldığına dair beyanları ile adları taciz, tecavüz ve katliamlarla anılan cemaat, tarikat ve dini vakıflar, bir kez daha bir çocuğun çaresizliğe mahkûm edilmesine, yıllarca istismara maruz kalmasına yol açmasıyla karşımıza bir kez daha çıkmıştır. Öte yandan söz konusu skandal, artık neredeyse her gün bir yenisiyle karşılaştığımız kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve istismarın korkunç boyutunu gözler önüne sermektedir.

Ayrıca, söz konusu vakfın Milli Eğitim Bakanlığı ile ‘iş birliği’ ile yürüttüğü eğitim projelerinin bilinmesi, en önemli faaliyet alanının eğitim olması, 7. sınıftan itibaren öğrencilerin kaydını alarak hafızlık dersi vermesi de durumun ne kadar vahim olduğunu bir kez daha göstermektedir.

Eğitim sistemi, özellikle AKP iktidarı döneminde, siyasi iktidarın kendi dünya görüşüne ve yaşam tarzına uygun nesiller yetiştirme yönündeki politikalarının bir sonucu olarak, dini faaliyetlerin, MEB, Diyanet İşleri Başkanlığı, dini vakıf ve cemaatler eliyle örgütlenmeye çalışıldığı bir alan haline getirilmiştir. Bu zihniyetin kadınlara ve özellikle kız çocuklarına reva gördüğü yaşam tarzı ise eğitim sisteminden ve toplumsal hayattan dışlayarak, kadını, yok sayıldığı bir yaşama hapsetmektir.

Eğitim-Sen ‘in yaptığı açıklamaya göre; Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2021-2022 eğitim öğretim yılı okullaşma istatistiklerine göre, ilkokulda 195 bin, ortaokulda 298 bin, lisede 373 bin kız çocuğu eğitimin dışındadır. Açık öğretimde okuyan kız çocuğu sayısını ise 636 bin 270 olarak belirten istatistikler toplamda 1,5 milyonu aşkın kız çocuğunun eğitim sisteminin dışında bırakıldığını göstermektedir. Eğitime devam etmeyen kız çocukları şiddet, istismar riski altında yaşamlarını sürdürmekte, çocuk yaşta evliliğe maruz bırakılmaktadır

Çocuğu koruyan uluslararası sözleşmeleri uygulamayan, failleri aklayan, cezasızlık politikalarını uygulayan, evlilik yaşının 12’ye düşürülmesini isteyen Diyanet İşleri Başkanlığı, cemaatlerle iş birliği yapan Milli Eğitim Bakanlığı, tekçi, gerici ve cinsiyetçi temelde bir toplum inşasını hedefleyen siyasi iktidar çocuk yaşta evliliklerin ve istismarın suç ortağıdır.

Makale konulu diğer haberler