Takip Et

Makale

Volkan Gezer Yazdı: Ukrayna’ya İçinden Bakmak-1

Ukrayna’nın bugünkü duruma gelmesinde asıl planlayıcı güç ABD emperyalizmiyken, yerel işbirlikçi aktör, Hitler faşizmini örnek alan katliamcı halk düşmanı Stepan Bandera’dır. ABD ve Batılı emperyalist güçler, doğrudan bu gibi kişi ve partilerle bir ilişki içinde olarak bugünkü Rusya-Ukrayna savasını hazırlamıştır.

Yaklaşık on dört yıl önce, Ukrayna’ya ilk gittiğimde görmek istediğim yerler arasında müzeler, meçhul asker anıtları, duvar resimleri vardı. Şehir planlamasını görüp, Ukrayna için genel olarak bir gözlem yapmak istiyordum. Duvarlara mozaik taşlardan döşenmiş resimler görülmeye değer. Birçok kez otobüsle seyahat ettim, sıradan duraklar dahi sanatsal işlemlerle dokunmuştu.

Karl Marx ve Stalin heykellerini hiç görmedim. Üçüncü gidişimde Batı Ukrayna’daki bir madenci kasabasında Komsomol üyeleri benimle sohbet etmek için davet etmişlerdi.  İçlerinde 40 yaşlardaki Ukrayna Komünist Partisi (UKP) bölge sekreterinin de olduğu 25-30 kadar genç bir toplulukla beni, büyük bir salonda karşıladılar. Tercüman aracılığıyla yaptığım sohbet boyunca gözümü alamadığım salonun duvarları, 2. Dünya Savaşı’nın simgeleri ve Joseph Stalin resimleri ile bezenmişti…

Sonraki yıllarda muhtelif defalar gittim. Her gittiğimde ülkede değişimler belirginleşmeye başladı. Önceleri Sovyetleri temsil eden simgelere boya atmalar başladı. Bunları yapanlar belirli paramiliter faşist güçlerdi. Bu eylemi gündüzleri değil, geceleri yapıyorlardı. Sovyet deneyimi yaşamış kesim bunları onaylamıyordu. Sonraları ise güçlenen faşist kesimler sosyalizmi simgeleyen heykelleri yıktılar. Değişim hızlı bir akışla gözle görünür hale geldi.

Her gidişimde sanki bir görevmiş gibi, aynı ortamı paylaştığım, oturduğum sokak bandında gezindiğini gördüğüm yaşlılarla özellikle sohbetler ettim. Bunlar genellikle Sovyet dönemini yaşayan insanlardı. Onlardan Sovyet dönemiyle içinden geçtikleri zamanı pek çok yönden kıyaslamalarını istedim. Hepsinin geçmişe ilişkin firesiz ortak noktası, 2. Dünya Savaşı zaferinin onuruydu ve anlatırlarken o günleri yaşıyor gibi taşkın bir coşkuya kapılıyorlardı… Zafer günü analarına katıldım. 80-90 yaşındaki Babuşka ve Deduşkaların halen o günleri yaşayıp gözyaşlarını akıtmalarına şahit oldum.

Bugün ise yol kenarlarında bu yaşlı nineler üç dal maydanoz, yumurta, turşu satarak çile çekiyorlar: Aldıkları emekli maaşlarının ortalaması ise sadece 85 dolar civarında. Bu yaşlılardan birinin ifadesiyle; revizyonizm dönemi de dahil, hiçbir zaman bugünkü kadar bir zulümü daha önce hiç yaşamamışlardı. Durum buyken, ülkede, oy oranları birbirine eşit derecede yakın 30’dan fazla partiden hiçbiri, Ukrayna’yı hitler faşizminin yıkımına karşı can bedeli bir savunma ve direnişle kuran bu yaşlı ve onurlu kuşağın yaşam koşullarıyla ilgilenmeyi dert etmemektedir. Hemen hepsi kapitalist sistem temsilcisi olmanın bilinen refleksliyle icraat göstermektedir. Bu partilerden Avrupa Halk Partisi, Halk Cephesi, Muhalif Blok Partisi, Radikal Parti, Tüm Ukraynalıların Özgürlük Partisi, Tüm Ukraynalıların vatan Birliği Partisi, Sağ Sektör, Bölgeler Partisi, Anavatan partisi gibi partiler bunların başlıcalarıdır. ABD ve Avrupalı Emperyalistler ile Polonya-Litvanya gibi emperyalist ve faşist güçlerin açıkça destek verdiği bu partilerin başında, Sağ Sektör Partisi ve onun kontrolündeki paramiliter güç olan Azak Taburu gelmektedir. ABD ve Avrupa emperyalistleri özellikle Azak Taburu üzerinden gerçekleştirdiği finans ve lojistik destekle 50 ye yakın faşist örgütlenme üzerinden çok açık olarak Ukrayna’nın mezarını kazdırmaktadır. Şimdi ise sokaklar, bu elliye yakın değişik paramiliter faşist güçlerin hakimiyetinde. Ve bugünkü Ukrayna’yı anlamanın yolu da bu durumu anlamaktan geçer.

Şöyle anlatalım: Ukrayna’yı Batı Ukrayna, Orta Ukrayna ve Doğu Ukrayna olarak üçe bölersek, etnik ve siyasal yoğunlaşmanın resmini şu şekilde görürüz: Karpatlar’da Romenler ve Macaristan azınlıkları saymaz isek Batı Ukrayna milliyetçiliğin beslendiği bir alan diyebiliriz. Orta Ukrayna ise hem Rusların hem de Ukraynalıların (Ukraynalılar çoğunlukta) yaşadıkları bölgeler. Doğu Ukrayna ise Rusya kökenlilerin ağırlıkta olduğu bölgelerdir.

Batı Ukrayna geçmişte büyük katliamlara sahne olmuş bir bölge. 2. Dünya savaşı sırasında Ukrayna İsyancı Ordusu (UPA) büyük katliamlara imza atmış bir ordu olarak,106 bin çingene, Yahudi ve Polonyalının öldürülmesinden sorumludur. Bu faşist örgütün lideri ise Stepan Bandera’dır. Bayraklarının rengi ise siyah-kırmızıdır. İkinci dünya savaşı sürecinde bu faşist örgütlenme Bandera önderliğinde, “Naghtingale” ve “Roland” Taburları oluşturarak Hitler önderliğindeki Alman faşizmine hizmet vermiştir. Oluşturduğu orduyla Sovyetlere arkadan saldırılar düzenlemiş ancak Sovyet ordularından aldığı kararlı karşılık üzerine Bandera ve şürekâsı bu yenilginin ardından soluğu Romanya da almıştır.

Bandera, bizzat sorumlusu olduğu bu katliamlara rağmen hiçbir şekilde yargılanmamıştır. Zira Nurnberg mahkemeleri göstermelik bir yargı süreci olarak işlemiş ve esasen faşizmi aklama görevi görmüştür. Örneğin, Volyn Katliamından[1] sorumlu olanlar asla yargılanmamışlardır. Polonya dahi, Polonya halkına yapılan bu katliamda rol oynayanları görmezden geliyor.

Ukrayna’nın bugünkü duruma gelmesinde asıl planlayıcı güç ABD emperyalizmiyken, yerel işbirlikçi aktör, Hitler faşizmini örnek alan katliamcı halk düşmanı Stepan Bandera’dır. ABD ve Batılı emperyalist güçler, doğrudan bu gibi kişi ve partilerle bir ilişki içinde olarak bugünkü Rusya-Ukrayna savasını hazırlamıştır. Uzun yıllar kapalı devre sunulan para ve lojistik destek buğun artık açıkça yapılırken, ABD ve Avrupa emperyalistlerinin desteklediği bu faşist örgütlerin feyz aldığı sistemin Hitler faşizmi olduğunu da artık bilmeyen yoktur. Uzun yıllardır Polonya ve Litvanya’dan eğitilerek Polonya’da konumlandırılan bu faşist güçler, 2014’teki Maidan[2] olaylarını provoke etmelerinin de sorumlularıdır.

Bilindiği üzere, “Avrupa Birliğine katılım” sürecinde Yanukoviç’in imza atmamasını bahane edenler, basın yayın üzerinden gerçekleştirdikleri yoğun propaganda ile tüm kitleler Kiev’deki Maidan’da protestoya çağrıldı. Ben de o zaman oradaydım. Her şehirden özellikle de milliyetçi bölgelerden yoğun katılım oldu. Her şehir kafilesi şehir isimlerini taşıyan flamalarla Maidan’a akın ettiler. Önceleri sadece kırmızı-siyah bayrakları (UPA’nın bayrağı) vardı. Diğer faşist gruplarda kendi benzer bayraklarıyla katıldılar. Batılı emperyalistlerin zaten bugün için tüm hazırlıkları mevcuttu. Ve göstericiler günlerce Maidan’ı terk etmediler. Tıpkı Romanya örneğinde olduğu gibi satın aldıkları güçleri harekete geçirdiler.

Batı medyası hiçbir destekten kaçınmadı, propaganda makineleri, satılık kalemşorlar her gün olayları pompaladılar. İstedikleri olmuş ve BERKUT özel polis gücüyle çatışmaları sonucu 100 ün üzerinde protestocu hayatını kaybettimişti. Ukrayna ordusu ise zaten ABD ve Avrupalı emperyalistlerin bu planına dahil edildiği için, hiçbir şekilde müdahalede bulunmadı. Olaylar esnasında Rus emperyalistlerince desteklenen Oligark Yanukoviç ise Doğu Ukrayna üzerinden Rusya’ya kaçtı.

Seçimle gelen Yanukoviç in devrilmesi sonrası Donetsk, Luhanks bölgeleri rahatsızlıklarını dile getirdiler. Sivil darbeyi tanımadıklarını ilan ettiler. Yine bu süreçte Odesse’da büyük olaylar oldu. 

Paramiliter güçler, 50’ye yakın Rusya yanlısı olan bir grup protestocuyu bulundukları binada canlı canlı yaktılar.

50 kişinin yakılarak katledildiği olaya ilişkin fotoğraf

Yine bu dönemde Rusya askeri güçleri bir tek mermi dahi atmadan Kırım’a girdi. Kırım, 1954 yılında Ukrayna kökenli olan Nikita Kruşçev tarafından Ukrayna’ya dahil edilmişti. Ukrayna bölünüyordu. Ukrayna’nın tarihi adeta yeniden yazılıyordu…

Ülkede tam anlamıyla bir iç mücadele yaşandı. Yeni İktidar sahipleri giderek güç kazandılar. İktidarı ele geçiren Amerikan yanlısı güçler temizlik hareketine başladı. Para militarist güçler iç güvenlikten sorumlu polisleri halkın önünde diz çöktürerek aşağıladılar. Sözüm ona rüşvet alanları çöp konteynırlarına atarak halkın takdirini kazanmaya çalıştılar. Birtakım uyuşturucu ticareti yapanları elektrik direklerine bağlayıp streç naylonlarla sarıp pantolonları aşağı indirerek teşhir ettiler. Sokakların hakimiyeti bu paramiliter güçlerden sorulur oldu. Halka verilen göz dağı hedefini bulmuştu.

Batılı emperyalist propaganda aygıtları ise bir anda demokrasi havarisi kesilmeye başladılar. Faşist içişleri bakanı Arsen Avakov’u işbaşına getirenler kendileri değilmiş gibi numara yapmaya başladılar. Batı medyası bu militan güçlerin ülkede yüzde bir bile oy gücü olmadığı teranesini yayarak dezenformasyon yaptılar. İpler her zaman kendi ellerindeydi. Dizginleri germek ya da gevşetmek duruma göre şerbet vermek; darbecilik, kargaşa çıkartmak, satın almak, zorla işgal etmek… Esas tecrübe alanlarıydı.

Maidan olaylarından sonra bir kez daha gittim. Deyim yerindeyse Maidan’da halen Dumanlar tütüyor gibiydi. Maidan’a kurulan büyük bir ekrandan Vitali Kliçko konuşuyordu. ABD’li diplomatın “O bizim kapının köpeğidir” dediği bu paramiliter güçler Hreşatik Caddesini, yani Maidan’ı bir yıl boyunca işgal ettiler. Çadırlar kurdular, kitap stantları, pankartlar, görseller ve marketlerden komünist insan maketlerini darağaçlarında sallandırdılar. Hatta bir yerde bu çadırlardan birine beni de davet ettiler, ebetteki davetlerini reddettim.  Maidan’da bir grup merasim yapıyordu. Bir manga sivil, ellerinde gamalı haçlı bayraklarla askeri düzen içinde meydana gelerek komuta eden şahısla birlikte marşlar eşliğinde “Heil Hitler” selamı ve düzeniyle Maidan’ı terk ettiler. Batı medyası kameramanları ise tüm bunları kayıt altına alıyordu.

[1]Volyn Katliamı 2. Dünya savaşının Alman Emperyalizminin Polonya’yı işgal etmesinden sonra başlamıştır. Alman Emperyalizminin de desteğini arkasına alan Ukrayna isyancı Ordusu (UPA) Bandera önderliğinde önce Polonya sınırları içindeki bölümde katliamlara girmiş ve 1940 tan başlayarak 1943 yılına kadar devam etmiştir. 1940 Yılından itibaren Ukrayna topraklarında süren bu soykırım olaylarını Polonya devleti soykırım olarak değerlendirmesine rağmen, bugün Ukrayna Parlamentosunun, bu soykırımdan sorumlu olan Stepan Bandera ve günümüz UPA nın devamcılarına bırakınız sesini çıkartmayı tam tersine bunlara büyük destekler sunmaktadır.

[2]ABD ve Avrupa emperyalizmi destekli Ukrayna’lı faşistler bizatihi Polonya topraklarında Maidan olayları için eğitilmişlerdir.

Ukrayna muhabirimiz Volkan Gezer’in gözünden; Ukrayna’ya içinden bakmak, başlıklı gözlem ve değerlendirmelerinin birinci bölümüdür. (Devam edecek)

Makale konulu diğer haberler